Ankara gogu olmadan, eksilerdeki bir havada onca ihtiyar yuze bakip neden dillendiremeden olumleri dusundum. Ankara'da Sakarya'da yuruyorum... Barlardan fiskiran turku nagmeleri kadar, havada aydin(!) gazetelerle sallanan...
Ne çok ertelenmişim. Ne çok koşmuşum, yorulmuşum, savrulmuşum... Ne çok içim yanmış, ne çok dik durmaya meylettirmişim bükülen boynumu. Ne çok iteklemişim gözyaşlarımı içeriye, akmasınlar diye. Çok yorulmuşum! Başkalarının...
onca iyimser, onca mütevekkildi ki türküdeki taraf, dudaklarımı ısırıp başımı yere eğmekle yetinebildim. evet ayrılık düşmüştü yazgıya, amma ki bu ayrılık suçu ne kaderindi ne...
kapılar pencereler açık, sanki güneşli bir pazar günü... müzik kolkola girilip dansedilesi beraber, hareketli mi hareketli... sevginin hiçbirşey değiştirmeyeceğini kim söylemiş? sabah sabah mahmur gözlerle yüz...
Başım dik, tek başınalığı iliklerime kadar hissettiğim kentim sokaklarını yine öyle yürüyüp geldim bugün. Kaldırıma kafamı eğdiğimde farkettiğim minik taşa bi fiske vurduğumda kurdum o...
Büyük endam aynalarında salınarak yürür gibisin... her bir salınım bir ahenk. Her bir adımda bir "hiçkimseninim" fısıltısı, pervasız. Dimdik, ayakta, haşin en çok da münzevi...
Yalandı... Dindiremedim, yalnızlığımdan oluşan yaraları. Hayat ağır yükler koydu omuzlarıma, mutlu olduğumu söylerken hep yalan söyledim. Kendimi kandırmaya çalıştım, susturdum feryatlarımı... yalnızlığımdan oluşan yaralarıma kimselern çare...
Bilirdim... Ankara'nın ışıklarının belirmeye başladığı akşamüstü demlerinde, yapayalnızken, söylenecek çok şey varken ama susuluyorken, sevilmeyen gri kentin bir gün gelip özleneceğini bilirdim. Oysa en güzel aşk yazıları...
Eğildim baktım, kısacık bir zaman parçasına sıkıştırılmış onlarca kırık dökük nağme içimde... Mırıldanmak için ne çok şarkı ve ne az zaman var. Can yakıyor, iç...
- "Çıktığı bütün duruşmaları takip ettim. İlk etapta daha mağrur, daha kendinden emindi, olan biteni ciddi bir dikkatle takip ediyordu. Her salona girişte şık ve...
"Bazen düşünüyorum, yaşamak için bir nedenim yok, uzakta bir ışıkçığım yok." yanına oturduğum konuştuğum, oturup dinle(n)diğim yok! Bu mekanik dünya, bu sentetik insanlar bana göre...
Derd-i isyana müptelâyım Yâ Resûlallâh!Kapında bir bahtı karayım Yâ Resûlallâh! Umardım hep cemâl-i pâkinden tecellîler,Bak şimdi; firâka sezâyım Yâ Resûlallâh! İnlerken nây-ı kalbim ümîd-i feyzinle...
Odtü Matematiği 4.00 la da bitirsen, çok iyi bir matematikçi de olsan, hayat dolu olsan... yine de ölüm var unutulmaya... Hem yaşarken olduğu gibi ölürken de yapayalnız. Başka...
kelime oyunlarına gerek yok, bence egri oturalım doğru konuşalım ve gerceklerle yüzleşmeyi öğrenelim. "Kendime yıldızlardan daha uzaktım" diye bağırıyordu Sezen abla bir şarkıda, haklıdır. Hem bazen...